ŞİİR


Dümdüz söylenemeyeni,
Eğri-büğrü söylemektir şiirler.
Yada dümdüz söyleyeyim;
Kaçmaktır, kovmaktır,
Kaçırmaktır, kovalamaktır.
Oynamaktır, ağlamaktır,
Sonra dönüp geri,
Pişman olmak.
Riyadır şiirler,
Riyakarlıktır.
Adını koymaktır birilerinin;
Ad bulamamaktır.
Geceleri sabaha dek kıvranmaktır.
Haykırıştır şiirler,
Bazen karanlık bir boşluğa.
Serzeniştir, sitemdir, ricadır.
Yalvarmadır sevgiliye,
Bazen aydınlıktır,
Pırıl pırıl bir sema.
Bazen bir depremdir,
Tufandır, talandır, yalandır.
Yalancıdır şiirler.
Bazen doğan bir güneş,
Görünmeyen ay bazen.
Bazen bitmeyen gün.
Tükenmeyen bir saat.
Bazense asırlık bir yıl,
Bazen de saniyelik asır.
Vakitsiz misafirdir,
Ama olsun iyidir,
Şiirdir ne yapsa yeridir.

Bir gariptir şiirler,
Bazen ağlatır insanı,
Bazen kırar güldürmekten.
Bazen de yıkar diz üstü,
Gece gündüz düşünmekten.
Merhametlidir bazen,
Bazen de çok insafsız,
Acımasızdır şiirler,
Çok vicdansız,hilafsız...
Çıkar yaydan çıkmışça,
Çıkar dönmez ok gibi,
Ne hançer, ne süngü,
Ne kama, ne kılıç,
Yaralamaz kalpleri,
Yıkmak için insanı
Bir mısrası çok gibi...

Şiir yıkmaktır, yakmaktır...
Nehir olup akmaktır,
Hayat vermektir duygulara,
Geri dönüp bakmaktır.
Şiir deryadır hem de,
Ummandır, engin ufuklarlı.
Yaşamaktır,
Ölmektir, öldürmektir.
Anlamaktır, anlatmaktır,
Anlamamaktır bir türlü,
Hem kördür, hem duyarlı.
Ovadır, çöldür, ormandır,
Yemyeşil vadi, sıradağdır.
Zirvedir tepesi karlı,

Şiir uçtur, uçtadır, uçandır.
Tam ortadadır bazen,
Bazen de çok geride.
Sürükler akılları,
Bazen en ileride.

Şiir tepelerdedir,
Hep zirvede, semada,
Bir hayal dünyasıdır,
Gerçeği masivada...
Şiir bir yakarıştır.
Gülmedir, ağlamadır,
Güldürmektir, ağlatmaktır.

Bir gönül şarkısıdır şiir.
Bestelerde yaşayan,
Bir sevda türküsüdür,
Dudaklarda terennüm,
Gönüllerde sevda,
Kalplerde aşk,
-gözlerde nur...
Çeşmi siyaha bir ok gibi,
Durdukça saplanan bir kirpiktir.

Bir ağıttır bazen;
Bir bozlak yüreği kavruk.
Bazen bir gazeldir dillerde,
Zülfü yardır, kıvrık kıvrık.

Şiir bir duadır.
Hem de niyazdır.
Çeşmede su, çim üstünde çiğ,
Hem de yardır.
Pınar başında ahu gözlü,
Burçak tarlasında selvi boylu,
Evinde masum, melek huylu.
Ay yüzü yıldız görmüş,
Mühür gözlü, sunam; soylu yar...

Şiir bir sitaredir,
Bin nazdır ona buna...
Şiir yazmaktır duyguları,
Kazmaktır mezarları.
Şiir zalimdir, katildir.
Hapseder hayalleri,
Katleder duyguları.
Kırar-döker her şeyi,
Mahveder arzuları.
Sonra durur,
Can çekişir yaralı yüreklerde...
Vurur, vurulur, kanar, kanatır.
Hem yakar, hem söndürür.

Şiir zehirdir aslında.
Damlası panzehirdir garibe,
Aşığı bir kat resi öldürür.
Bir hecesi güldürür,
Bir kelimesi yok eder,
Bir cümlesi süründürür.

Bazen uzun yoldur şiir.
Sıladır özlenen bazen.
Bazen bir mezar taşı,
Yazılarına resmedilmiş.
Yarimin kalem kaşı...
Sanki taşlaşmış iki mısralık yazıda.
Ah benim
Al yanaklım,gül dudaklım,
İnce bellim,tatlı dillim,
Destanım benim,
Gazelim, güzelim şiirim;
“-Ah kara bahtlı yarim,
Gönlümde tahtlı yarim,
Dilleri tatlı yarim.
Şairim benim...

Keşke seni hiç okumasam,
Sana hiç yazmasaydım.
Keşke
Ben hiç kimseyi,
İdealsiz, hayalsiz bırakmasaydım.
Ve keşke,
Kimsenin elinde maskara,
Kimseye yar,
Kimseye sanal sevgili,
Pis zampara olmasaydım...

İşte böyledir dili şiirin,
Bir hitaptır şiirler,
Bir kitaptır,
Romandır, hikayedir.
Hayaldir düşündüren,
Anlamsız vikayedir.
Gerçek hayatta sevdirir,
Aşık eder canları,
Sanal alemde yok eder.
Şiir bir şöhret rehberidir,
Çünkü Kitapta yazar
Meczublar eseridir.
Sofraların mezesi,
Gönüller eğlencesi,
Dersiz başların belası,
Tuzsuz aşkların tuzu-biberi.
Bazen de ne acı ki;
Pis hovardaların dilberi,
Namuslunun yüz kiri,
Serserinin biri yapar insanı...

Bu şiir var ya şiir;
Bazen tam bir cinnettir.
Bazen yüceltir ruhları,
Hani neredeyse hemen,
Girilesi cennettir...
Hem bazen aşk,
Hem bazen sevda ve muhabbettir.

Şiirde; sevmezsen bir gün,
-Sen beni hiç sevmedin ki dedirtir.
Sevmiyorum deme sakın,
Ruhunu ejderhalara yedirtir.

Şiir bir firaktır, ayrılık ötesi.
Dalında kurumuş yaprak,
Kökünden sökülmüş fidan,
Bazen kapkara vicdan...

Şiir yolunmuş saç,
Oyulmuş iki göz,
Hançerlenmiş bağırdır,
Şiir elemdir, kederdir,
Yazılmamış kötü kaderdir.
Talihsiz bir talihtir.
Gülmeyen yüz,
Hiç güldürmeyen sevgili,
Yaş gelmeyen kuru göz,
Hiç ağlatmayan çile.
Teslim alır karanlıklarda,
İnsanı bile bile...

Haykırıştır ufuklara bomboş,
Kalan bir sadadır kubbede,
Hoş mu hoş, boş mu boş...

Şiir teslimiyettir,
Masumu affetmedir.
Yargısız infazdır bazen,
Şiir cellattır,
Katil yerine tutup,
Maktule ip geçiren.
Bin kere asıp öldüren seveni,
Sonra durup iç geçiren.
Güneşle gurubeden,
Aya mehtaptır her dem.

Şiir bir buluttur,
Yağmurla gelen.
Yağmursuz berekettir,
Yağmursuz zulmet bazen.
Şiir yağmurda seldir,
Afettir vurup geçen
Şiire ruh verilmez,
Önlenemez yağmurun gelişi.
Ne var ki bazen rahmet,
Bazen de beşer işi...

Şiirsiz hayatlara hayranım,
Yağmursuz buluta da.
Şiire teslim oldu yüreğim,
Bulutsuz yağmura da.

Ne semada melekler,
Ne bulutta yağmurlar,
Ne yerde çimenler, güller,
Ne kuşlar, ne bülbüller,
Hiçbir şey ve hiçbir kimse
Anlamadı derdimi.
Gördün mü güzelim;
Ben de şiire verdim kendimi.
Şimdi aklın dışında, felaket içindeyim.

Şair oldum bak şimdi.
Yazdıkça yazasım gelir,
Okudukça çıldırasım,
Duydukça ölesim,
Ağladıkça gülesim,
Her şeyini bilesim gelir.
Ne kötü değil mi,
Seni sırlarından söküp,
Çırıl-çıplak soyasım gelir...
Ne kötü değil mi,
Bir yılan olup koynunda uyumak.

Ne güzel değil mi;
Rüyalarda hayal üstü gerçek.
Bak yine açıyor.
Bahçemde papatyalar,
Menekşeler, güller, zakkumlar
Ve zıkkım olası çiğdemler.
Burcu burcu çiçekler,
Biri hariç, hepsini deresim gelir.

Aç kapını diye yalvarırım,
Kaybederim biran kendimi,
Yine cennetine giresim gelir.
Şiir yazdım sana,
Okuyayım mı derim.
Gözlerim buğulu,
Gırtlağımda düğümler,
Boynu bükülü, cevabını beklerim.
Kollarına uzanıp,
Hepsini okuyasım gelir şiirlerimin.
Okuyup ağlayasım,
Ağlatasım,
Gözyaşlarını ellerimle,
Titreyerek
Silesim gelir.
Yapamam hiçbirini,
Çünkü bu bir şiirdir.
Tıpkı seninkiler gibi,

Hayal görmüşüm yine.
Oysa kapına gelmek,
Gelip içeri girmek, çok zor.
Sendeki de çok kötü,
Rezalet bir kibirdir.

Bak şairim;
Dök taşları eteğinden,
Kır kalemi, çık oradan,
O kahrolası sanal dünyayı,
Kahpe dünyayı terket,
Gerçekler daha güzel.
Şiirlerini hep, hep benim için yaz.
Girmesin aramıza şeytan,
Olmasın hiç naz niyaz.
Çünkü dinle,
Belki bir şeyler hatırlarsın.

Şiir bir çizgidir bana göre.
Güzel ve çirkin arasında.
Bir yanda gerçekler,
Öbür yanda sen,
Ve aklımda olmayacak şiirler.

Sen ise her şeysin benim için.
Sade bir arzu değil,
-hiç kimselerin arasında.
Bir yanda sen,
Öbür yanda hep yine sen.
Ve aklımda olmayacak şiirler.
İçimde ise hep böylesine
Olması gerekenler...

Benim asla,
Güneşe isyanım da yok.
Hiçbir zaman olmayacak.
Akıl yerinde olsa hatta,
Kehkeşanları da bulacak.

Ama bak gözüm nuru;
Havadan temiz huyum,
Yağmurdan saftır suyum,
Kucaklar kadar sıcak,
Bulut gibi yumuşak,
Ruhları yıkayacak...
Şiirleri ruhuma, ruhumu şiirlere,
Beni sana, seni Allah'ıma...
Bundan böyle ne sana,
Ne de biçare bana.
Artık kim acıyacak?

Oysa ruhum şiirlerde bezgin,
Hayallerde azgın,
Düşüncelerde bıçkındır.
Mısralar arasında,
Ya düşman, ya dost olur.
Fikirler tepe-taklak,
Hayaller mum sarısı.
Düşler sıraya girmiş,
Sırlarına bir kındı,

Derin hülyalarım var,
Karanlık dünyalarım;
Bende her şey var ama,
Ben ancak senle varım...
Seni ve şiirleri
Bir araya alamam.
Her şeysiz kalır ama,
Sensiz asla kalamam.
Şiir yazma dur artık,
Dur artık anlayamam.
Ufukta yoklar için,
Varları yok sayamam.
Bilirsin ki bilmezler,
Bilmezsin ki bilirler.
İnsanlar hep aynıdır,
Hepsi senin gibiler.

Nihayeti şiirdir yazılan duygu seli.
Anlaşılması ne zor insanı eder deli.

Şairim benim, Şiirim, her şeyim,
Ruhum sevgilim,
İstersen yine yaz...
Yağmur ol, kar ol,
Ya da irice dolu.
Yen içinde kırılsın,
Sevdalıların kolu...

Bilmesin sırlarını,
El-alem anlayamaz,
Bir şiir devlet yıkar,
Şeytanı bağlayamaz.

Bir pişmanlık olmasın,
Işığımız sönmesin,
Aşkımız vardı hani,
Bir şiire dönmesin.

Yaz, çiz, oku, okut,
Ne istersen yap ama,
Dünyaya değil asla,
Allah'ına tap ama.



ŞAİR


Ben şair değilim,
Şiir yazamam.
Ölmeden kendime,
Mezar kazamam.
Hayale sevinmem,
Düşe kızamam.
Oturup delice,
Şiir yazamam.
Sevmekse severim,
Sonuna kadar.
Nefreti hiç bilmem,
Kinle yatamam.
Yalana yaslanmam,
Yalaklık etmem.
Seversem birini,
Daha atamam.
Aç gezer kimseye,
Vermem sırrımı.
Kimseye gücenmem,
Küslük yapamam.
Tok olurum,
Bundan böbürlenemem.
Severim düşkünü,
Caka satamam.
Ben böyleyim,
Asla kötü olamam.
Kimseyi sebepsiz,
Dile dolamam.
Ben deli değilim,
Şair olamam



.

ALLAHIM

Her ne yaptım ise,
Güzel Allahım
Hep Senin rızana
Uysun istedim.

Salavat getirip
Canım İlahım,
Ravza’da Resulün
Duysun istedim.

Abdest alıp dedim,
Budur silahım
Mizanıma Rabbim
Koysun istedim.

Kalp kırmamaya
Özen gösterdim
Nazargahın nurla
Dolsun istedim

Beni Sen var ettin,
Günahım çoktur.
Mağfiretin boldur,
Olsun Allahım

Sevap işlemeye
Mecalim yoktur.
Aczi de yaratan
Sensin Allahım.


.

İLTİCA

Her ne görsem kainatta,
Senden güzel izler var.
Sırlara saklanmış eşkal,
Anlaşılmaz gizler var.

Sen Halik'ı Zülcelalsin,
Cemaline kurban olduğum
Her güzelde tecellisine,
Divanece hayran olduğum.

Cezana razıyım, teslimiyetle.
Celaline ise sınırsız korkum.
Mağfiretin engin olur Allahım,
İlticam Sanadır Yüce İlâhım



.

KUTUB YILDIZI


Yıldızlar seyretmede nihayetsiz semada
Gönlümü sürüklüyor ardınca masivada
Gelip geçiyor çoğu biriyse hep orada
Yıldızlar görüyorum ufuklarda durmada

Bir yıldız tanıyorum ezelden pırıltılı
Nuruna erişmenin bedelsizdir hatırı
Bir yıldıza bağlandı o taşlaşmış yüreğim
Ta ezelden ebede kavuşmaktır dileğim

Bir yıldız biliyorum Hind elinde yatmakta
Şarktan garbı kavrayan elini uzatmakta
Bir yıldız tanıyorum, Müceddidler Şahıdır
Hicranı bu ümmetin çekilmez günahıdır

Bir Yıldız tanıyorum Ahmet Faruk'tur ismi
Asırlar önce kaydı, gözümden gitmez cismi
Cismi canım fedadır yoluna Erenlerin
Kalbimle koşuyorum ardınca gidenlerin

Bir yıldız tanıyorum ebedi pırıltılı
Kapanmayan yaremde merhemi çalıntılı
Bir yıldız tanıyorum, bilinesi sitare
Ben ise bir mum gibi mecalsizim ne çare



.

MAHBUB-U İLAHİ’YE


Gönüller Sultanıdır,
Nizam-ı âleme nûr
Aşkın mânâsı buysa,
Mâşuku işte budur.

Dergâhına nûr yağan,
Bereketler fışkıran
Dertlilere devâ bu,
Mahbub-u Hûda budur.

Kalbleri aydınlatan,
Gönüllere yol açan
Fakirlere çare bu,
Sahibi geda budur.

Sultanul Meşayıhtır,
Mahbub-u İlahidir.
Nizameddinídir adı
Kutublar kutbudur bu.

Yüz koyarak kabrine
O an ölesim gelir,
Girip de merkadine
Yüzün göresim gelir.

Nasib olur mu aceb,
Vechiyle şereflenmek ?
Görüp de ahirette
Şefaatin dilenmek.

O'na gönül bağlamak,
O'na bağlanmak başka,
O'nu sevmek ayrı şey
Aşık olmak bambaşka.

İsterdim dergahında
Bir fakir köle olmak,
Garibhanede kalıp
Oralarda can vermek.

Çağırdın yine geldim
Huzuruna ey Mahbub,
Yüz sürmeye taşına
Yaş dökmeye başına

Yüzüm yok huzurunda
Bir lahzacık kalmaya
Bu ağızla ruhuna
Fatiha yollamaya.

Hasta, mücrim bendene
Bu zavallı kölene,
Acı da şefaat et,
Akıbeti hayrola.

(Yeni Delhi - 1992 Nizameddin Evliya Hazretleri Dergâhından.)


EYLÜL'ÜN GÖZYAŞLARI

İşte Eylül de bitti
Ben hala gelemedim.
Çıkamadım karşına,
Islanmış sırılsıklam.
Islanmış saçlarımla,
Gšz yaşımdan bir deniz.
Ummanlar getirmeliydim,
İşte Eylül de bitti.
Ama sen de gelemedin.
Göz yaşlarından selleri,
Yürek zarından yelkenleri,
Üfürüp şişirecekti.
Seni bana getirecekti.
Gelemedim, gelmedin,

Ben Yakup'layım
Seni Yusuf bilerek
Ellerinden gözlerimi
Ardın sıra yolladığım
Gözlerimi getirecektin.
Gelmedin, gelemedim.

Oysa, böyle değildi kavlimiz,
Olduğu yerde küflenmeyecek,
Küf kokmayacaktı ayrılıklar.
Dosta, düşmana
Ele güne karşı sen;
Beni hacil bırakmayacaktın.
Aşkın yüreğime saplanmış.
Bir bıçak gibi sızlatıyor.
Ama bu kadar ayrılığın,
Böylesi firakın adını koyamıyorum.

Bilseydim imrenir miydim?
Sevenlere, sevilenlere.
Kuşlara, çiçeklere,
Aylardan Eylüle
Vakitlerden akşama,
Meftun olur muydum?

Şimdi sadece uzakta
Kokunu hissediyorum,
Burcu burcu, türüm türüm,
Tüm nefasetinle kucakta,
Hep seni okşuyorum.
Bir fakirin eline tutuşturulan,
Sıcak bir ekmek gibi.
Bulutlar üstü semada,
Dokunamadığım melek gibi,
Hep seni bekledim.
Kapı önlerinde ayakta,
Gözlerim ufuklarda,
Ufuk ötesi uzaklarda,
Ama nafile
Sen gelmedin,
-sitemlerin geldi,
Nefretimsi sitemlerin.
Derin nefret olmadan,
Derin muhabbet olmaz mı?
Demek olmazmış,
Böyle demiştin.
Hatırladın mı güzel sevgili?

Ama bak,
Senin;
Acın geldi,
hıncın geldi,
Nemrudi ateşin geldi.
Maskeler vurulmuş,
Hayalin geldi.

Eylülde gelmedin,
Ben de gelemedim,

Güzün geldi,
Kışın geldi.
Gözlerimin önüne,
Gözün geldi, yüzün geldi,
Kirpiğin, kaşın geldi.
Ama sen gelmedin.

Edibin dediği gibi tıpkı,
Firavun'un geldi,
Haman'ın geldi,
Karun'un geldi,
Ama Harun’un gelmedi.

Herkes geldi,
Her şey geldi,
Ama sen gelmedin,

Şeytanın geldi,
Tufanın geldi,
Kenan'ın geldi,
Bütün zalimlere,
Taş çıkartan
Düşmanın geldi,
Ama sen gelmedin,

Ben mi, ben ise,
Gelemedim.

Bak görüyor musun?
Sevdamızı süpürüyor,
Firavun'un çöpçüleri.
Hatıralarımızı yığmış kenara,
Tek tek kundaklıyor.
Bacamıza baykuşlar tünemiş.
Mabedimize put dikecek,
Azerleri arıyorlar.
Şeddat, Haccac gibi.
Neron gibi Hülagü gibi.
Eli kanlı bebeler doğuyor.
Güzelim sevdaları.
Boğup boğup gömüyorlar.
Güneşi, sevgiler yüzünden,
Sevenler yüzünden tutuyorlar.
O da tutuluyor.
Vur emri veriyorlar,
Çaresiz vuruluyor.

Hayatın rengi diye,
Yeşilin her tonunu,
Çarmıha geriyorlar.
Baharı kovuyorlar,
Sonbaharı vuruyorlar.
Dişini sıkıyorlar kışın.
Yaza veda bile edemiyorum.
Donup kalıyor ortada.

Hiçbir yere gidemiyorum.

Yerin üstü yaşanmaz oldu.
Neyse ki altı yetişti imdada.
Bir daha ikaz edecek mi?
Hiç bilemiyorum.
Ama sebepsiz de olmuyor.
Bak işte,
ölemiyorum.
Kaderden öte
gidemiyorum.
Kaderden beri
gelemiyorum.
Sen de gelemiyorsun.

Çileyi kardeş seçtin kendine.
Nuh'un tufanı,
İbrahim'in ateşi,
Musa'nın asayı,
Eyyub'un yaraları.
Seçtiği gibi,

Bir kafir inadı seçtin,
Küfrü inadi gibi.

Halbuki hala bilemiyorsun,

Senin için yanan yüreğin,
Çekilen her ahın
bir bedeli var.
Uğruna katlanılan her halin de.
Senin için dökülen yaşlar,
Ummana karıştı.
Damla damla sel oldu.


.

GECELER

Hazır sessizliğin geri gelmişken
Bu akşam da beni bastır bağrına
Bir sen kaldın;hayatıma girmişken
Sar da benliğimi götür yanına

Bu fırsat bir kere ele geçmişken
Al götür hülyalı karanlıklara
Aydınlığa hasret şu kör gönlümü
Tut elinden gezdir,elin değmişken

Ne sabahı beklet,ne aydınlığı
Al götür beni de derinliklere
Bir daha görmeden göz karanlığı
Pişmanlık duymadan tut ellerimi.

Bir daha gelmesin yorgun sabahlar
Beni de al götür berrak günlere
Hasretliğe ıslak o al dudaklar
Alnıma değmeden kaybol geceler

Gideyim bir daha görmemek için
O uçsuz bucaksız enginlikleri.
Beni arayanlar bulamasınlar
Çıkarmadan beyaz gelinlikleri

Aylarca yıllarca yasta kalsınlar
Karalar bağlamış asıl dostlarım
Ak saçlarda düğüm düğüm çileler
Sicim sicim gözyaşında kalsınlar

.

GÖNÜL KAPISI

Siyah saçlarının ucunda hayat
Derin bakışların bana can verir
Senden uzak çekilmiyor bu hayat
O sıcak ellerin mutluluk verir

Biraz konuş dersin, olmuyor işte
Yaş kırkı aşınca,hayat inişte
Mutlu olamadım ben hiçbir işte
O güzel sözlerin hep hayat verir

Bir sevda şarkısı kulaklarımda
Seni düşünürüm ben uzaklarda
Sabahlara kadar rüyalarımda
Varlığın canıma saadet verir

Nerelere gitsem hep karşımdasın
Bazı gün yanımda,kucağımdasın
Fakat,ne zor şimdi uzağımdasın
Düşlerin kalbime serinlik verir

Günler ay oluyor, aylar yıl bana
Geçmiyor kör zaman durdu karşıma
Saatlerin yelkovanı,akrebi
Durdu da yürümez yıllardır sanki

Karanlık geceler dar geldi bana
Bu ayrılık inan zor geldi bana
Vuslat şarkıları dert verdi bana
Gelmeye takatim kalmadı sanki

Gel, bitsin bu firak, gel de yanıma
Bu zulüm, bu kahır yetti canıma
Sen yoksan giremem asumanıma
Hayıflanır geçen boş zamanıma

Yeter artık çektiğimiz bu çile
Dertlerim çok ama gelmez hep dile
Şu çiçek, bu ağaç, o kuşlar bile
Ağlıyor halime vah garip diye

Sana söylenecek çok sözlerim var
Gel de bir açayım gönül kapımı
Dinle kalbimdeki o şarkıları
Senin için nice şarkılarım var

.

MASKARA

Feleklere denk dara
Umman kadar sulara
Hayal kadar fukara
Gerçek kadar maskara

Sevgi gibi sevecen
Aşk gibi delip geçen
Umut gibi her gecen
Gönüle sevda seçen

Uykularca şen rüya
Yaşayışta güç hülya
Hayalin düştü suya
Seviyor, gönül bu ya

Uzaklarda yakınlık
Yakınlarda uzaklık
Sevdikçe alınganlık
Gördükçe alışkanlık

.

MECBURİ GİDİŞ

Sevmiyorum sensizliği
Sensiz geçen bir anı
Bana sitemin yeter
Ne olur böyle tanı

Bir gece, bir gariplik
Çöker omuzlarıma
Saniyeler yıl gibi
Titreşir dudağıma

Ağlamaklı ayrılış
Pişmanlıklı adımlar
Dönüşlü bu gidişin
Ardından sana varış

Seninle dopdoluyum
Sevmiyorum boş nazı
Seni çok seviyorum
Kavuşmak kadar bazı

Her sefer yepyenisin
Her defa sıpsıcacık
Seni böylece sevmek
Izdıraptır birazcık

.

MUHTEŞEM GELİN

Neredeyse Adem şeytan ile barıştı
Ama sen anlamadın ve bir adım gelmedin
Kör inadından kapkara kesildi
Pırlanta gibi taşlar
Herkese her şeye eğildi çaresiz
Kimseye eğilmez başlar
Ama sen çok iyi biliyorsun
Nice sevildiğini
Anaların göğsünde hamayıl
Sevgilinin başında taç olup gezdiğini
Firavunca kamçılar şaklıyor sırtımda
Asiye olup dikiliyorsun karşıma
Sanki hep gülüyorsun
Gelmiyorsun. Ne acı, ama olsun
Ağır sancılarla doğar
Gürbüz çocuklar.
Çekilmez çilelerle gelir
Muhteşem aşklar.
Olur olmazlarla muhal olanlar
Yeşerir ümitle beslenerek,
Elbet solanlar
Zor ölür zor, ölmez doğanlar
Ufka bak şimdi
Karanlığın en koyu zamanı
Korkma bu an
Günün fecre en yakın anı
Ey hanemin muhteşem gelini
Artık çekinme gel uzat bana elini
Isbatı sadakat mı diliyorsun?
Söyle ne istiyorsun?
Mehrinin bedelini iste benden
Mehrim ve keffaretim
Hasretinin dehşetine sabır
Ve bunca katlanmak olsun
Bu hasreti mehrin say
Biliyor musun
Gel ,intizar eşeddü minennarîdır
Gel ,bekletme gel
Gel ,ağlatma gel
Dünyayı aya, ayı güneşe
Günü aya ,beni sana hasret bırakma artık.


(Sn. Mustafa İslam’a verdiği ilham için derin saygılarımla.)

MUTSUZLUK PİRİ

Sevmekten korkma beni
Benim sevgili yarim
Sana olan sevgimi
Kavrayamaz hayalin

Gözlerine meftunum
Saçlarına vurgun ben
Güzelliğine teslim
Kurban olsun bu beden

Sensizliği düşünmem
Sana kıyamam asla
Ayrılık öyküsüne
Sevgiler var, kıyasla

Çok çektim anla beni
Çok talihsiz biriyim
Herkes mutlu yaşarken
Ben mutsuzluk piriyim

Belki bir fırsattır bu
Sevgin büyük bir ışık
Mutlulukla mutsuzluk
Şimdi artık barışık

Artık ben çok mutluyum
Umutluyum hayattan
Sana olan aşkımı
Eksiltmesin Yaratan

.

NİRVANA

Çare yok senden başka,
Mutluluk ise muhal.
Nirvana değilse bu vuslat,
Nedir bu sarhoşluk,
Ya nedir bu hal.

BU KADAR

Gökyüzünde yıldızlar
Yer yüzünde karınca
Benim sevgim bu kadar
Karınca kararınca

OLMASAYDI

Olmasaydı aklım, fikrim olmasaydı.
Kafam olmasaydı, gözüm hiç olmasa.

Düşüncelerim, hayallerim,arzularım.
Hicranlarım, pişmanlıklarım olmasa.

Sevgim olmasaydı, aşkım hiç olmasa.
Meyvesi olmasaydı kırık dalımın.

Olmasaydı kalbim,ruhum olmasa.
Gururum, kibirim hiç olmasaydı.

Elim olmasaydı, hiç ayaklarım.
Ağzım olmasaydı,dilim olmasa.

Konuşamasaydım,beynim olmasa.
Yargım olmasaydı, hükmüm olmasa.

Dilimde pelesenk zikrim olmasa.
Şiirim olmasaydı, seninki de olmasa.

Kimse olmasaydı kahpe felekte,
Senle benden başka kimse olmasa.



4 Nisan 2000-İstanbul

OLMUYOR

Sinemde şahre şahre
Deva bulmaz yaralar
Felek almış kalemi
Talihimi karalar

Yaş kalmayan gözüme
Yağmurdan gözyaşları
Bağrıma bastırırım
Ateş gibi taşları

Beynime ulaşıyor
Düşünceler ,elemler
Artık şiir yazmıyor
Kırılası kalemler

Artık aklım almıyor
Fikrime gem vuruldu
Gönlümde aşk pınarı
Birden bire duruldu

Şimdi ne yapsam boşa
Neylesem hiç olmuyor
Elimden bir şey gelmez
Bu kalp artık dolmuyor

.

OYNAMA KALBİMLE

Sana hakkımı helal etmem
Allah’ın huzurunda iki elim yakanda olur
Nefsimi nefsine tercih edersem namerdim
Ne olur oynamaya kalkma benle ne olur
Bana acı vermek sana zevk vermez
Gözüm kör, ellerim bağlı,
Ayaklarım prangada olsun
Hiç düşünme,senin için aşılmaz dağları tırmanırım
Yeter ki saygı duy hislerime,istersen beni sevme
Dünyalar benim olur
Görmeyeyim, duymayayım yeter ki
Bana zor gelecek tavırları kahırlara katık et.
Üzerine hasret ve gözyaşını koy da ye
Ben bu aşı bir ömürle kazandım
Şimdi de sadece ben yerim de
Geceleri ben diye koynuna al
Sarıl hayallere kokla ben diye
Ben dedimse beni değil sakın yanlış anlama
Kimi gerçekten seviyorsan onla yat
Kimi seviyorsan gerçekten onunla kalk
Kimi seviyorsan onunla ol
Tıpkı benim gibi
Yalnız ol
Aç ol, susuz ol
Yataksız, sevgisiz,hayalsiz
Ümitsiz ol
Yeter ki sev
Sevmek çok güzel


.

ÖLESİM GELDİ

Seni dağ başında
Ip ıssız yerlerde

Yollarda bıraktığım gün

Ağlattığım, sızlattığım
İlendirdiğim,

Seni fakir düşürüp
Perişan ederek
Bir yoksul misali

Dilendirdiğim gün

Seni sana kızarak
Acımasızca vurup

Yaraladığım gün

Bu satırları sana
Sadece senin için
Ap açık yürekle
Karaladığım gün

Ölesim geldi...


.

ÖLEYİM

Ömrüme ömürsün,
Canıma cansın
Bu can yokluğuna
Nasıl dayansın

İster kör olayım,
İster kötürüm,
Sana gelmek için,
İnan ölürüm

İster görme beni,
İster tanıma.
Girmişsin bir kere,
Bozuk kanıma.

İster yakında ol,
İster uzakta.
Cesedim olmasa,
Ruhum yanında.

Gitme ne olursun,
Uzakta olma.
Beni bilmesen de,
Arada kalma.

Şaşırıp da düşme,
Gaflete dalma.
Sevmesen de beni,
Sakın aldanma.

İstersen isyan et,
İstersen çıldır.
Başında duman var,
Senin bir yıldır.

Getir su kabıma,
Zehrini doldur.
"İç, iç" de öleyim,
Sensiz zor olur.

Ömrüme ömürsün,
Ruhuma cansın.
Yürek yokluğuna,
Nasıl dayansın.

Ömrüme ömürsün,
Kanıma kansın.
Ruhum bu zillete,
Nasıl dayansın

.

SANA DAİR

Sırlar var gözlerinde , esrarın derinine
Bakışlarında yakan, kavuran hisler gibi
Çöllerde serap gibi, ulaşılmaz engine
Yüzünde bir sevda var, çiçekler gibi soylu

Uzayıp giden çile, kısalıp giden ömür
Bir karanlık kader var, örgüsüyle öldürür
Sana var,bana yok mu bu talihsiz hayatın
Azabında tad çıkar, saadeti güldürür.

Geceler saniyelik, gündüzler bir yıl gibi
Tükenmez bir fırtına, kaybolan akıl gibi
Ulaşılmaz bir gaye, sonsuz emel bu sanki,
Uğruna şu hayatım, denizde çakıl gibi.

SEN

Sen sahte sevgili,
Mecnun bezirgan.
Feryatlara sağır,
Sen kızıl yalan

Sen çimen çöllerde
Dala düşmüş çiğ
Ömür yumağımda
Çözülmeyen iğ

Sen dalda tomurcuk,
Görünmez melek.
Günah galerimde,
Düğmesiz yelek.

Sen okunmaz kitap,
Yazılmaz defter.
Kanıma susamış,
Ölümsüz ejder.

Sen o kara bahtım,
Zindansı talih.
Eşi yazılmamış,
Zulmetsi tarih.

Sen hesaplar üstü,
Kitap almaz dert.
Akla zarar mihnet,
Ölesi nefret.

Sen sen olalı,
Hiç sevmedin ki.
Aşkı anlamadın,
Hiç bilmedin ki.

Sen kendine düşman,
Sevenine kin.
Sana dar geliyor,
Nice kurtluk in.

Sen beni tanımaz,
Bilmezsen hala.
Ben ne yaparım,
Güzel budala.

Sen bilen her şeyi,
Bilinmezi bol.
Yazık oldu sana,
Artık bilmiş ol.

SENİ

Seni sevdiğin kadar
Seni kızdığın kadar
Seni dünyalar kadar
Seni hülyalar kadar
Seni rüyalar kadar
Aynen ilk günkü gibi

Seni bakışlarınla
Seni çıkışlarınla
Seni yakışlarınla
Seni akışlarınla
Aynen ilk günkü gibi

Seni o ak yüzünle
Seni o pak kalbinle
Seni hasretlerinle
Seni kem sözlerinle
Aynen ilk günkü gibi

Seni bir aç kurt gibi
Seni sıla, yurt gibi
Seni dalda dut gibi
Seni bir angut gibi
Aynen ilk günkü gibi

Delice seviyorum.

CANINDAYIM

Kırdım, döktüm
Vurdum, yıktım
Pişmanlıktan bıktım.

İçim kan ağlarken
Beddua edip çıktım.

İstemesen,sevmesen
Görmeyi reddetsen de
Uzaklara saklanıp
Gizlice sana baktım.

Şimdi dualarımla
Yanındayım sevgili
Senin canın yanarken
Canındayım sevgili

21 Ekim 1999

NE OLUR

Beni unutturup
Senden kaçıran,
Bir sebep var mı ki,
Söyle ne olur.

Yürekten çıkarıp
Yele kaptıran,
Bir sebep var mı ki
Söyle ne olur.

Neden böyle oldu,
Niçin soğuduk
Bir sebep var mı ki,
Söyle ne olur

Büyü mü bozuldu,
Tılsım kırıldı,
Bir sebep var mı ki,
Söyle ne olur

Neden arzularım
Tek tek çürüdü?
Bir sebep var mı ki,
Söyle ne olur

Neden bu hicranım,
Arşa yürüdü?
Bir sebep var mı ki,
Söyle ne olur

Neden hep ağladım,
Seni düşünüp?
Bir sebep var mı ki,
Söyle ne olur

Neden kalpsiz oldun,
Neden huzursuz?
Bir sebep var mı ki,
Söyle ne olur

Nasıl da yıkıldı,
Ham hayallerim,
Bir sebep var mı ki,
Söyle ne olur

SOBE

Sen bir yağmurdun
Bense fırtına.

Taşınmaz yükler vurdun
Garibimin sırtına

Bak gördün mü?
Çöktüm dizim üstüne
Geldin de zavallının
Üstüne üstüne

Yağ artık her yere
Toprak beğen dünyada
Gönlünce gez
Sevecek insan ara
Sevilecek topraklar.
Yağ, yağabildiğince
Sağanak ol, sel ol,
Fırtına ol, suvat ol.
Yerden kalk,
Bulut ol, gezin semayı
Tekrar in yeryüzüne
Sevda ol.
Yağmur ol, kar ol, buz ol istersen
Ne istersen ol,
- ama ne olur,

Sevgili olma.
Yıkıcı olma,
Kırıcı olma,
Üzücü olma,
Öldürücü hiç olma.
Öldür dilersen
Ama asla
İnkarcı olma

25/Ocak/1999